Özlemek, geri dönmen gerektiği anlamına gelmez
Bir yerden ayrıldıktan sonra oranın güzel günlerini hatırlamak, kararını sorgulatabilir. Aklına tanıdık bir ses, sevdiğin bir köşe, orada kurduğun bir alışkanlık gelir. “Madem özlüyorum, neden ayrıldım?” diye düşünebilirsin.
Özlediğin anlar, yaşadıklarının tamamı olmayabilir
Ayrıldığın bir işin, evin ya da ortamın sana iyi gelen yanları olmuş olabilir. Orada güldüğün anları, kurduğun yakınlıkları ve alıştığın düzeni özleyebilirsin. Bunları hatırlaman, ayrılmana neden olan şeyleri geçersiz kılmaz. Sana iyi gelen şeyler de vardı, seni zorlayan şeyler de. Birinin gerçek olması diğerini silmez.
Neyi özlediğine biraz daha yakından bakmak
Bazen özlediğin, o yerin kendisinden çok oradaki bir insan, günlük bir alışkanlık ya da hayatının o dönemidir. “En çok hangi an aklıma geliyor?” diye sorabilirsin. Belki birlikte verilen molaları, tanıdık yüzleri veya bir yere ait hissetmeyi özlüyorsundur. Cevabı hemen bulman gerekmiyor; özleminin içinde birden fazla şey de olabilir.
Bir duygudan hemen bir karar çıkarmak zorunda değilsin
Özlemini hemen geri dönme ya da bir daha hiç düşünmeme kararına dönüştürmek zorunda değilsin. Güzel günleri özleyip yine de geri dönmek istemeyebilirsin. Kararını yeniden değerlendirmek istersen yalnızca özlediğin anlara değil, ayrılma nedenlerine ve bugünkü koşullara da bakabilirsin. O zamandan bu yana ne değişti, ne aynı kaldı?
Bugünkü ihtiyacına yer açmak
Özlediğin şey sana bugün neyin eksik geldiğini düşündürebilir. Yakınlık mı, tanıdık bir düzen mi, dinlenebileceğin bir alan mı? Bu ihtiyaca şimdi nasıl yer açabileceğine bakabilirsin. Güvendiğin biriyle konuşmak ya da sevdiğin bir alışkanlığa yeniden zaman ayırmak küçük bir başlangıç olabilir. Geçmişte güzel olanı sevebilir, bugün kendin için başka bir yol seçebilirsin.
Bu metin genel düşünme ve bilgilendirme amacı taşır; kişisel değerlendirme veya terapi yerine geçmez.





